Fulya Kurter

Dışavurumcu Sanatlar,
Psikodrama, Dans - Hareket

BEYAZ KEÇİ’nin HİKAYESİ



European Graduate School, çok uzun zaman ( on yıl kadar),  uzaktaki bir sevgiliydi defterin arasında kurutulmuş, renkleri tam solmamış bir çiçek gibi sakladığım ve unuttuğum.

2019 yazının sonunda, Dışavurumcu Sanat Terapisi alanında Doktora Programına devam etmek isteyenlerin de zorunlu aldığı dersleri kapsayan CAGS ( Certificate for Advanced Studies in Expressive Arts) programını tamamlamış olarak oradan ayrılmanın bu nedenle önemi benim için çok büyüktü.  Her şey, kendi zamanını bekliyor.

Saas-Fee’den en son ayrıldığımız o Ağustos  günü, herkes birbirine  bol bol sarılıp vedalaştığı, gülümsediği ve hafif buruk hissettiği o öğleden sonra, sıra Paolo J. Knill ile kucaklaşmaya geldi. Son bir defa teşekkür etme fırsatıydı aynı zamanda.  Ayrılırken elimi sıkıca tuttu, “Türkiye’dekilere, İstanbul’dakilere selam söyle” dedi kısık ve derin sesiyle, sonra şöyle ekledi “yolda giderken beyaz keçilere dikkat et, onlar sizi korur”. Şüphesiz ki bulunduğumuz coğrafya açısından tanıdık bu hayvancağız, benim için oldukça alışılmadık güzellikte bir hayır duasıydı. Yine nasıl dediyse,  çok duygulandım, derinime işlemiş olmalı. Zürih üzerinden sevgili İstanbul”a dönmek icin böylece yola düştük. Hava güneşliydi. Yol kenarında o gün keçilere rastlamadıksa da ertesi gün şehirde başka türlüsüne rastladık.

Eşimle, Zürih’te meraklısının bildiği bir bit pazarının topladığını öğrendik. Denk düşmüşken, uğramamazlık olmazdı.  Zamandır  yeni  bir yaka iğnesi  aradığımı hatırladım.  Daha alana adım atalı bir kaç dakika olmuş,  öylesin bir kaç tezgaha bakıp yanından geçmiştik. Uygun fiyata satılan eskilerden kalma zarif kristal  kadehler  gözüme takılmış, yanımda götüremeyecek olduğuma biraz hayıflanarak yanlarından geçmiştim ki,  kamera adeta  tek bir tezgaha, hatta tek bir nesneye  doğru zoom ( yakın plan çekim) yaptı. Gümüş olduğu sonradan söylenen bu nesneyle bakışım buluştu, onu hemen elime aldım ve yaka iğnesi olduguna emin oldum. Pastoral bir çerçevenin ortasında  durmakta olan uzun bacaklı o hafif gülümser keçiyle böyle karşılaştık.  Fiyatını soracağım sırada, satıcı adamın, yanındaki kişiyle konuştuğu  dilin oldukça tanıdık gelmesi, duruma başka bir katman ekledi. Evet, Türkçe yapılan minik bir pazarlık sonunda  büyük bir mutlulukla buluştuğumuz bu Keçi, İstanbul’a böylece inmiş oldu bizimle.

Her taktığımda o iğneyi iyi hissettim. Eylül ayı ilginç geçti. Bu sırada,  Beyaz Keçi aldı yürüdü. Algı mı seçti, kollektif bilinçdışı mı bilinmez, beklenmedik anlarda  farklı  bağlamalarda kendisini hatırlatmaya devam etti bu imge. Yaşamdaki değişen dinamikler beni  kendi mekanımı ve  enstitüleşme yolundaki bu oluşuma doğru adım atmaya yöneltince tüm diğer sofistike isimler önemini yitiriverdi.

Beyaz Keçi beni bırakmadı, bana onu dinlemek kaldı. Kendime bugüne kadar daha uzak hissettiğim bazı niteliklere,  taze anlamlara ve yeni duygulara taşıdı beni. Sevdiğim yakın çevremle de konuştukça farklı bir  güç ve sıcaklık sardı içimi, iyice emin oldum. Benden öte olan, hoş gelmiş oldu.

Expressive Arts Institute Istanbul’un yolunu açan Beyaz Keçi,  hayal gücünü gıdıklayan, çağrışıma açık bir yerlerde geziniyor, tam da  sanatın ruhuna uygun. Bendeki sıfatları bende saklı, sizin ki de sizde olmalı.

Logosunun ilk eskizleri üzerinde çalışırken, beni iyi hissettiren rüyalar  gördüm. Sonra illüstrasyon konusunda bir profesyonele  danışmak isterken sevgili Nur Genç sayesinde  Serkan Akyol ile kesişti yolumuz. Onun sanatsal dili ve entellektüel birikimi, Beyaz Keçi’yi, Anadolu Medeniyetleri’nin  mirasına aşina bu topraklara daha yakın, kendi yerini bulmasına yardımcı oldu.  Sevgili  dostum Grafik tasarımcısı Aykut Genç son dokunuşları yaptı.

 

Gerisi yaşamla ve yol arkadaşlarıyla da beraber şekillenmeye devam edecek… İsviçre’nin Alp’lerinden buraya uzanan bir simyanın öyküsü olsun bu.

Fulya Kurter Musnitsky, Mart, 2020

Paolo J. Knill- Knill’ in yanında bulunmak, onun öğrencilerinden biri olmaktan dolayı kendimi çok sanslı hissediyorum.  Knill, Expressive Arts Therapy kuram ve uygulamalarına öncülük yapmış olan üniversitenin ( EGS) kurucularından bir müzikolog, aeorodinamik okumuş bir bilim adamı, psikoloji üzerine doktora yapmış bir sanatçı, yazar ve özgün ve yılmaz  bir eğitimen. KENDİSİNİ ÇOK YAKIN ZAMANDA 13 Ekim 2020’de UĞURLADIK. Onu çok özleyeceğim.